2 Eylül 2012 Pazar

Sığıntı değil, sığınmacı!

Volkan Görendağ
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Mülteci Hakları Koordinatörü

Suriye'deki şiddet ortamından kaçarak Türkiye'ye gelen, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan sivillerin silahlı unsurlarmış gibi yansıtılması, Suriyeli mültecilerin haklarının gözardı edilmesine neden oluyor.


Uluslararası Af Örgütü, Ağustos ayında Suriye ’ye yaptığı araştırma ziyaretinin ardından bir rapor yayımladı. Raporda Suriye ’deki çatışmalara katılmamış, çoğu çocuk onlarca sivilin çatışmalar nedeniyle yaralandığı ya da hayatını kaybettiği belgeleniyor. Sivillerin zarar gördüğü bu saldırılar, hem Suriye ordusu hem de Özgür Suriye Ordusu tarafından sivillerin korunmasına yönelik herhangi bir özen göstermeden düzenleniyor. Ordu ve muhaliflerin çatışmalarından olumsuz etkilenen Suriye halkı, kendi ülkelerini terk etmek zorunda bırakılıyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre 1,2 milyon Suriyeli desteğe muhtaç halde. Bunların önemli bir bölümü komşu ülkeler Ürdün , Irak , Türkiye ve Lübnan’a kaçmak zorunda kalanlardan oluşuyor. Resmi rakamlara göre Türkiye ’ye sığınan Suriyeli sivillerin sayısı 80 bine ulaşmış durumda. Şiddet olaylarının başladığı Nisan 2011 tarihinden bu yana yaklaşık 300 bin Suriyelinin ülkesini terk etmek zorunda kaldığı belirtiliyor.

Uluslararası hukuk gereği
Suriye ’deki iç çatışmaların şiddeti arttıkça yerinden edilen Suriyelilerin sayısında da artış olacağı tahmin ediliyor. Bu süreçte, Türkiye ’ye yönelik göçün de artarak devam etmesi bekleniyor.

Ancak, halen Türkiye ’de mülteci , sığınmacı, geçici koruma gibi statüleri tanımlayan bir yasa yok. Türkiye 1992’de, Kuzey Iraklı Kürtlerin Saddam rejiminden kaçarak geldikleri tarihten bu yana, bir yönetmelik yayınlamak dışında, herhangi bir yasal düzenleme yapmaya gerek duymadı.

Bugün itibarıyla sayıları 80 bini bulan Suriyeli sığınmacılar, Türkiye ’nin dokuz kentinde kurulan kamplarda ve yatılı okullarda barınıyor. Türkiye ’nin, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu sığınmacıların geçici koruma statüsü ile ikamet etmelerini sağlaması uluslararası hukukun gereği. Ancak bu sorumluluk yerine getirilirken uygulanması gereken önemli uluslararası insan hakları standartları da gözetilmeli. Örneğin, muhalif Özgür Suriye Ordusu mensupları ya da Suriye ordusundan kaçan askerlerle sığınmacıların birbirine çok yakın yerlerde ikamet ettirilmesi, bu ikamet yerlerine insan hakları örgütlerinin ve bağımsız gözlemcilerin girişlerine izin verilmemesi gibi somut vakalar, bahsettiğimiz insan hakları standartlarının ne kadar uygulandığı konusunda şüphelere neden oluyor.

Son zamanlarda Türkiye ’deki anaakım medyada yer alan haberlerde ve bazı köşe yazılarında sığınmacılara yönelik ayrımcı bir dil kullanılıyor. Bu haber ve yazılarla kamuoyunda mülteci ve sığınmacılara karşı olumsuz bir önyargı oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak, Suriye ’deki şiddet ortamından kaçarak Türkiye ’ye gelen, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan sivillerin silahlı unsurlarmış gibi yansıtılması Suriyeli mültecilerin haklarının gözardı edilmesine neden oluyor.

Bakana başvurduk ama 
Sığınmacı ve mültecilerin koruma altına alınıp ihtiyaçlarının karşılanması, uluslararası hukukun bir gereği olduğu kadar, aynı zamanda Türkiye ’nin insani sorumluluğu. Dolayısıyla sığınmacı ve mülteciler birer “sığıntı” olarak değil, hakları olan bireyler olarak görülmeli.

Kuşkusuz ki bu olumsuz tepkilerin ortaya çıkmasında hükümetin sığınmacıların durumuna ilişkin benimsediği gizlilik politikası büyük rol oynuyor. Davutoğlu’nun yaptığı “Apaydın dahil bütün kamplara girilebilir” açıklaması da ne yazık ki tam anlamıyla inandırıcı değil. Aralarında Mülteci Hakları Koordinasyonu üyesi insan hakları örgütlerinin de bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının, defalarca başvuru yapmalarına rağmen, mülteci kamplarına giriş izni alamaması, sağlıklı bilgilendirmenin ve şeffaf yönetimin önünde büyük bir engel teşkil ediyor.

Biz de, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi olarak bilgi edinme kanunu çerçevesinde İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunduk. Bu başvuruda, “ Türkiye ’ye Sığınma Amacıyla Gelen Suriye Arap Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyetinde İkamet Eden Vatansız Kişilerin Kabulüne ve Barındırılmasına İlişkin Yönerge” isimli belgenin bir örneğini talep ederek hükümetin kamplarda hangi kuralları uyguladığını görmek istediğimizi belirttik. Fakat Bakanlık tarafından verilen cevapta bu belgenin “hizmete özel” bir belge olduğu gerekçesi ile paylaşılamayacağını belirtildi. Öyle ki, böyle bir belgenin varlığını ve ismini bile TBMM ’ye sunulan bir soru önergesine İçişleri Bakanlığı tarafından verilen cevap yazısından öğrendik.

Aynı zamanda, hatırlamamız gereken bir başka önemli bilgi de, Suriyeli sığınmacıların dışında farklı ülkelerden yaklaşık 20 bin sığınmacının halen Türkiye ’de ikamet ettiği. Bu kişilerin barınma, sağlık, beslenme gibi en temel ihtiyaçlarının karşılanması da Türkiye ’nin sorumluluğu. Dolayısıyla, mesele sadece Suriyeli sığınmacılarla ilgili değil, topyekun mülteci haklarına Türkiye ’de nasıl bakıldığıyla ilgili. Bu bakış, ancak kapsamlı ve insan hakları standartlarına uygun bir yasal düzenlemeyle ortaya konabilir.

Bir tek Suriye ’den değil ki! 
Unutulmamalı ki Türkiye , 1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne taraf bir ülke olarak sığınmacı ve mültecilerin haklarını korumakla yükümlü. Temel insan haklarından biri olan sığınma hakkına başta hükümet olmak üzere siyasi partilerin ve özellikle basın kuruluşlarının saygı göstermesi gerekiyor. Hükümetin iç ve dış politikası ile ilgili tartışmalar yürütülürken mülteci ve sığınmacıların bu politik tartışmalardan uzak tutulması ve politik çekişmelere alet edilmemesi insan haklarının korunması için tek yol.
İran , Afganistan , Irak , Suriye ve Afrika ülkelerinden çok sayıda mülteci ve sığınmacının recm ve ölüm cezasından, ağır işkencelerden kaçarak sığındığı Türkiye ’nin, hükümeti, muhalefeti ve basını ile bu kişilerin haklarının korunması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve toplumda mülteci ve sığınmacılara yönelik ayrımcı tutumların oluşmaması için sorumlu olduğunu yeniden hatırlatırız.


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=1098896&CategoryID=42